Polat artık sevemez!

BİR gün önce bir okurumun e-postasını yayınlamıştım, "Polat sevmeli, yeniden bir kadınla birlikte olmalı, aşk ve sevgi ona çok yakışıyor" diye. Zararsız bir e-posta sanıyordum, ama değilmiş, tam anlamıyla kıyamet koptu, posta kutuma protesto mesajları yağdı. Tümü de kadın olan okurlar, Polat'ın bırakın evlenmesini, yeniden âşık olmasını da istemiyorlar. Mesajlar çok uzun, bu nedenle dördünü çok kısa olarak vermek istiyorum. Önce Yasemin Yılmaz'dan bir alıntı... "Polat'ın o kadar değer verdiği, sevdiği, koruyup kolladığı, mabedim, kutsalım, hiç bir hekime göstermediğim yaram, yârim dediği; asla ihanet etmeyeceğim, ben onu kaybetmedim kimselerin giremeyeceği yere sakladım diye tanımladığı, yanında olsa da, olmasa da sevdiği, bir gönülde iki sevda olmaz dediği kadını unutması mümkün mü? Polat ëBiz sevdiklerimizi toprağa değil, kalbimize gömeriz' demişti. Nasıl olur da Elif'i unutup başka aşklara yelken açar?" Little Girl rumuzuyla yazan okurumun sözleri farklı. "Efsaneyi efsane yapan o güzel aşkı istiyoruz dedik hep... Efsaneyi efsane yapan unsurlar vardır; yönetmeni, senaristi, set ekibi, oyuncusu, konusu ve SEYİRCİSİ. İşte o seyircinin sizden bir ricası var. Son yapımda bir şeyler eksik... İçimizi ısıtabilecek, gerektiğinde hırsını, gücünü, olgunluğunu, çocuksuluğunu, asiliğini, öfkesini, sevincini, yumuşaklığını, KALBİNİ, SEVGİSİNİ görebileceğimiz bir KADIN oyuncusu yok. Tabiri caizse adam gibi KADIN OYUNCU istiyoruz." Nisan Aksu ise "aşka hayır" diyenlerden. "Biz Kurtlar Vadisinde büyük bir aşk izledik, dizi aşklarının dışında bir aşk hikâyesiydi bu. Polat yeniden âşık olursa, benim gözümde sürekli âşık olan pembe dizi kahramanlarından farkı kalmayacak. Seyirci olarak, Polat'ın bir vatan aşkını, bir Elif aşkını takdir ederdim." Yonca Gökşen iki gün üst üste yazdı, sayfalar dolduracak kadar uzun. "O Polat Alemdar ki, sevdiği hastanedeyken yakalanmayı göze alıp yaralı haliyle başında bekleyen, ëTanrıdan diledim bu kadar dilek' türküsünü her dinleyişimizde gözlerimizi dolu dolu yapan bir dizi kahramanı, bu kadar vefalı bir âşık... ëSen tertemizsin eğer sen hayatımda olmazsan neden bu pisliğin içinde savaşıp durayım ki' diyerek onu hayatının merkezi yapan biri... Elbette Kurtlar Vadisi'ni aşk hikâyesi olarak izlemedik, ama bu güzel ve unutulmaz aşk hikâyesi de bonus gibi geldi. Polat'ın aşk bakışlarına hastayım, çapkın Polat'ı özledim diyenler aşk istiyor diye uydurma aşk hikâyeleri yazacaklarsa, benim de tepkim olur elbette. Benim için Elif tek, kim gelirse gelsin onun sıcaklığını, ilkliğini, dokunulmazlığını dolduramayacak."
Türkler kimi destekledi?
İSVEÇ-İspanya maçında Türk seyirciler ikiye ayrılmış, Fenerbahçeliler, sarı-lacivert forma giyen İsveç'i, Galatasaraylılar da sarı-kırmızı formalı İspanya'yı desteklemişler. Sonuçta gülen, Galatasaraylılar ve İspanya oldu... Ve şampiyonayı uydudaki Atv'den izleyemeyip, Alman ART ve ZDF kanallarından izlerken, bir konu dikkatimi çekti. Almanlar bizim maç anlatıcılar gibi haykırıp, ağlamıyorlar. Milli maçlarımızda feryat bir dereceye kadar kabul de, yabancı maçlarda bu maç anlatıcılara ne oluyor?
Müjde kenara çekildi
TELEVİZYON programlarındaki ilginç konuşmalarıyla gündem oluşturan Müjde Ar, TRT'deki Altın Adımlar yarışmasında kenara çekilmiş gibi görünüyor, çünkü Aşkın Nur Yengi'nin kimseye fırsat tanımayacağı belli, amacı dikkat çekmek... Bu hafta Müjde Ar gerçekten de şıktı, kırmızı tuvaletiyle göz dolduruyordu, ama yanındaki Yengi de kırmızılar içinde, parmağındaki koca yüzüğü göstermek için, eli ağzında konuşunca işin tadı kaçtı.
Bunun neresi Türkçe?
DURMADAN Türkçeyi kurtarma çalışmaları yapılacağından söz ediliyor, ama öncelikle TV sunucuları kontrole alınmalı. Dizilere bakıyorum, oyuncular her cümleyi "Yavv" diye bitiriyorlar. Onlar kullandıkça sokaktaki gençlerin dili bozuluyor... Cumartesi günü yeni adı Ülke TV olan, ama programları değişmeyen Haber 7'de Hafta Sonu programının sunucusu, "Çok önemli tefekkürlere vesile olmuş kişileri kaybettik..." diye Türkçeyi paralıyordu! "mütefekkir" demek için bu kadar saçma cümle kurgusuna ne gerek var. Muhafazakar olmak anlaşılır olmamayı gerektirmez.
Saylan farkı
TÜRKAN Saylan, CNNTURK'ün Kanser ve Yaşam programına konuk oldu, kanser hastalarının yaşamın ta içinde olmalarının sağlayacağı yararları anlattı, bir anlamda örnek oldu. Bir bilim kadınının, bir laiklik savaşçısının bu amansız hastalıkla mücadelesi, pek çok hastayı yeniden yaşama döndürebilecek kadar etkili...

Kaynak : Tercüman Gazetesi